25 Mayıs 2012

Çinli Şair Tsa-O Sung

Çinli şair Tsa-O Sung'un, 1.100 yıl önce yazdığı, Can Yücel çevirisi bir şiir
1100 yıl öncesinden günümüzde hala geçerli olan dizeler..

Çukur ovanın tepelerini düzlerini
Yangın yerine çevirdiniz.
Şimdi ne yer ne içer ora halkı,
Aklınıza gelmedi mi hiç.
Bir daha işitmeyeyim ağzınızdan
Bu nişan, terfi lafını;
Onbinlerce yiğide mal olur beyler
Şanlı bir generalin şanı. 

Kaynak

23 Mayıs 2012

...

"Hiçbir şey bir kişinin ya da milletin hatasızlığına inanması kadar yıkıcı değil. Bu, başkalarının vicdan azabı duyulmadan yok edilmesine yol açar.
 Isaiah Berlin

kaynak

22 Mayıs 2012

Biz Ne Öğrenirsek Gençlikte Öğreniriz.

sokak, aralık,
kaynak






































Biz ne öğrenirsek gençlikte öğreniriz. Sonrasında başımıza gelen, karşılaşmalarımız, yalnızlığımızı dolduracak diye sarıldığımız aşklar, şehirler, mekânların hiçbiri benliğimizde tam olarak yer etmez. Çocukluk yaşantılarımız bir kader gibi yolumuzu da belirler. Elbette öreniyoruz, öğrenerek ilerliyoruz ama dönüp dolaştığımız yer çocukluk referansları oluyor. Bu yüzden aşk eşitler arası bir şeydir. Ancak eşitler arasında mümkün olur. İnsan benzerini arar. Benzer acılar, benzer sevinçler, benzer arayışlar çeker bizi bir diğerine. Ama nihayetinde tamamlanmanız mümkün olmaz çünkü duygular benzer olsa da ruhun kendi uzayı bir teklik, bir yalnızlıktır. Aynı ailede büyüdüğümüz kardeşlerle dahi bunca farklı maceralar yaşamamızı başka nasıl açıklayacağız.

Bejan Matur
Egoistokur

21 Mayıs 2012

Sürgün Üzerine


Ne işe yarar çivi çakmak duvara
As gitsin iskemleye elbiseni
Nasıl olsa döneceksin
Bir hafta için değer mi?

Sulamasan da olur o fidanı
Ağaç dikmesen de olur
Boyu dizini bulmadan daha
Dönecek değil misin sevinç içinde?

-BERTOLT BRECHT-
kaynak
 

16 Mayıs 2012

Gabriel Garcia Marquez’in veda mektubu…

resim

 Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.
Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim.
Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm.
İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır.
Baskaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.
Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım.
Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.
Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim.
Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim.
Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır.
Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.
Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.
Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.
Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde…
Artık ölebilir miyim?

Kaynak