27 Mart 2012

Birden Bire / Orhan Veli KANIK

orhan-veli
Kaynak
Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.

Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar…
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire. 
Orhan Veli

24 Mart 2012

Zamanlar Sorular

sehmus-Ay
Kaynak
Annem tuz almaya gönderdi beni
O gün bugündür eve dönmedim
sokakları çocuk adımlarıyla
caddeleri suçlu telaşıyla geçtim
zamana açılıyordu bütün pencerelerim
anıya dönüşebilecek kelimelerle kurdum
şiirlerimi
kaybolduğum bütün dağlarda
bulutlar annemin yüzüne benziyordu

sokağa çıkmanın yasak olduğu günleri bıraktım
uçurumların çekimine kapıldım
dağların çağrısına uydum
başka çağlara açılıyordu okuduğum
kitaplar,
defterlerimde iç çeken ormanlar
şiirler bambaşka bir hayatın sözleriyle
büyüyordu içimde

düşlerimle uykusu kaçtı sabahların

uykusuz bir ormana vardığımda
ağaçlar kardeş saydı beni
dallara takıldı sözlerim
dikenlere anlattım hayatımı
sonra, çok sonra
ateş sınadı beni
su sevdi
hiç bilmediğim cevaplar öğretti
toprak

hiç tatmadığım acılara doğru koştuğumda
anladım:

Bazı zamanların soruları zor olur
Zor olur bazı soruların zamanları.
Şehmus Ay

22 Mart 2012

Belki de Hayat !

"Belki de hayat, yanlış anlayınca güzeldi.
Sadece yanlış anlayınca...
Ama her şeyi!.."

Hakan Günday
 

21 Mart 2012

21 Mart Dünya Şiir Günü

arif-damar
Dünya Şiir Günü Bildirisi
Ne mutlu şiir okuyana ve sevene!..


Şiir depremdir, şiir ayaklanmadır, şiir başkaldırıdır. Şiir şimşektir, yıldırımdır, gök gürültüsüdür şiir. Şiiri, yani yıldırımı hiçbir siper-i saika durduramaz. Şiir korkunçtur, güzeldir. Hiçbir kapı, hiçbir duvar önünde duramaz. Kapı tunçtan, demirden, çelikten de olsa önünde duramaz.


Şiir yürür, ezer geçer. Ş iir her şeyden, herkesten daha güçlü, daha yıldırıcıdır. Şiir sınır tanımaz, ne kral tanır, ne imparator. Şiir Cengiz Han'dan da, Sezar'dan da, Hitler'den de, Büyük İskender'den de büyüktür.


Şiirin yürüdüğü yolun bitimi yoktur. Şiir sonsuzluğa gider, sonsuzluktan gelir. Şiir hiçbir güce boyun eğmez. En güçlüden daha güçlü, en güzelden daha da güzeldir. Eşsizdir, bir benzeri daha olmamıştır ve olmayacaktır da.


Şiir bütün dillerden başka, bambaşka bir dille konuşur. Ama onun dilini, söylediğini herkes ama herkes anlar. Şiiri hiçbir güç tutsak edemez. Altın da, pırlanta da, elmas da şiirden değerli değildir; olmamıştır, olmayacaktır. Şiir dilsizleri konuşturur, sağırların kulaklarını açar. Şiir buluttur, yağmurdur, gökyüzüdür. Şiirin arkadaşları, dostları vardır. En

yakın dostu bilimdir. Sonra musiki ve resim gelir. Şiirde müzik de vardır, resim de, yontu da. Mimar Sinan'la da dosttur, Darwin, Einstein'la da.
Şiir gelecektir, umuttur, özlemdir, mutluluk ve güzelliktir. Şiirden en zalim, en gaddar, en acımasız krallar, imparatorlar bile çekinir, korkar. Şiir ölümü bilmez, şiir yaşamdır. Şiir, sevinç ve mutluluktur.


Şiir kötümserlik bilmez, tanımaz. İyimserdir, cömerttir ve gençtir, delikanlıdır. Yakışıklıdır şiir. Şiir sonsuzluk gibi en güzel kokar; güllerden de, karanfillerden, zambaklardan da güzel. Şiir deniz gibidir. Nasıl denizi kimse anlatamazsa şiir de tıpkı öyledir. Homeros, Dante, Shakespeare şiiri anlatmak için büyük çaba harcadılar ama şiiri deniz gibi tam anlamıyla kimse, hiç kimse anlatamadı.


Deniz gibi, o da yalnız kendi anlatır kendini. Şiir sevgilidir, şiir yazandan iyi koca olmaz. İyi baba, iyi oğul, iyi kız da olmaz belki ama iyi arkadaş, iyi dost, iyi kardeş olur. Şiir sevgilidir dedik ve hep sevgili kalmıştır ve kalacaktır.


Şiir ne tanker, ne şilep, ne gemidir. Şiir yelkenlidir. Bir korsan yelkenlisidir. Hayduttur şiir. Şiir aldatmaz, çalıp çırpmaz. Doğruluktur şiir. Emektir, alın teridir. Şiir inatçıdır, hırçındır ve hep ama hep yürür gider. Şiir durmaz ve durdurulamaz. Şiire ne boyunduruk, ne tasma takılır.


Şiir zincire vurulamaz. Şiire kelepçe takılamaz. Şiir özgürdür, özgürlüktür. Şiir zalimlere, alçaklara, namussuzlara meydan okur. Onun gücü en güçlüye boyun eğdirir. Engel tanımaz. Engelleri yıkar ve ezer geçer. Şiir ölümsüzdür. Şiir olmasa, sevdalılar söyleyecek söz bulamaz; o zaman sevda da, aşk da olamaz. İnsanoğlu yok olur. Şiirdir insanoğlunu sürekli kılan.


Anaların şefkati, babaların güveni, çocukların kıvancıdır. Şiiri anlatmaya çalıştım ama ne gezer. Önce söylediğim gibi şiiri, deniz gibi kendi, yalnız kendi anlatır. Yaşasın şiir! Yıkılsın diktatörler, krallar, asiller, emperyalistler. Şiir zaten onları hep ama hep yıktı ve hep yıkacaktır. Ne mutlu şiir yazan, şiir okuyan, şiir sevene. Ötesi yok...!


Arif Damar

Şair

19 Mart 2012

Resim Dersi / Nizar Kabbani

Nizar-Kabbani
Kaynak
 III
Resim defterini önüme koyuyor oğlum
Buğday başağı çizmemi istiyor benden
Kalemi alıyorum
Bir üçgen çiziyorum ona
Resim sanatındaki bilgisizliğime şaşırıyor oğlum
Şaşkın şaşkın diyor ki:
Üçgenle başak arasındaki farkı bilmiyor musun baba?
Ona diyorum ki, oğlum
Eskiden başağın biçimini bilirdim ben
Somunun biçimini
Gülün biçimini..
Ama bu metalik çağda
Ormanın ağaçları
Silahlı adamlara katıldı ya
Güller, lekeli giysilere büründü ya
Silahlı başaklar çağında
Kuşlar silahlı
Kültür silahlı
Din silahlı
Bir somun alsam
İçinde tabanca buluyorum
Bir gül koparsam bahçeden
Silahını dayıyor burnuma
Bir kitap alsam kitapçıdan
Parmaklarımın arasında patlıyor...

Nizar Kabbani

15 Mart 2012

Tipografik Deneme








Tien-Min Lao




Bu proje büyük ve küçük harfler arasındaki ilişkileri araştıran bir tipografik deneme olup harflerin aralarındaki dönüşümü anlatıyor.
Tien-Min Lao'nun çalışmasına ait diğer görseller burada

14 Mart 2012

Gölge Şiiri / Özgen KILICARSLAN

ozgen-kilicarslan
Kaynak
-l-

'yok olmak üzere çıktığım koşuda

h e r - m o l a d a
bana su veren biridir sevgili
öpmeye / sevmeye
zamanın yetmediği'

-ll-

son parçası elimde kalan
kırık bir temmuzdur şimdi zaman
sen / üzerimde unutup gölgeni
sabahımdan yıldızlarla beraber dağılan
y i t i k - s e v g i l i

sözler vuruldu
gözlerim karanlık yorgunu
gör işte
he - ce - li - yo - rum
şiirlerimde taşıdığım
her dizede saçlarına aklar düşen
m a h c u p - s e v g i m i

v e - d ü n - g e c e
sessizce omzuna konan
nefesini kokladığın o serçe bendim
işte söyledim
ayrılık yine pusuda
durma
hesap sor şimdi
tüylerimi ürperterek geçen hayattan
'ş a ş ı r t - b e n i'

OZGEN KILICARSLAN

09 Mart 2012

Sevgi

Sevgi, tırmananları birbirine bağlayan bir halattı. Biri düşerse diğerinin hayatta kalması için halatın kesilmesi gerekiyordu. Ancak sevgi, kesilemeyecek kadar kalın bir halattı ve sonunda herkes düşerdi. Aptallar sevdikleriyle düşer, kötüler sevdiklerini aşağıya çeker. 
Hakan GÜNDAY
Hakan GÜNDAY
kaynak
 

06 Mart 2012

Nasıl Anlatmalı

"Burası "dördüncü koğuş"tur benim abim
Bak, camları yoktur, kırıktır.
Ne bacası tüter ne de sobası.
Her neyse benim abim.
Ver bir cigara zuladan yanalım
Burası "dördüncü kogus"tur benim abim
ikinci adresimiz.

duvar-pozantiAllahımızı sorarsan adı Gardiyan Cafer
Lakabı "Kel Onbaşı"
Peygamberimiz dersen o da ekip bası
Her neyse benim abim
Ver bir cigara zuladan yanalım
Burası "dördüncü kogus"tur benim abim
Kader de ikinci adresimiz.
 
(Duvar filminde Zapata'nın okuduğu şiir)
Nasıl anlatmalı... Nasıl başlamalı ve nasıl yazmalı...
Bazı an'lar var ki sözcükler ağır gelir kâğıda/kaleme... Bazı an'lar var ki o ağır gelen sözcükler şairin dediği gibi kifayetsiz kalır... Bazı an'lar var ki o ağır gelen sözcüklerin anlamları gözyaşı döker sözcükler için... Çocuklar için...
O ağır gelen sözcükler bugünlerde Pozantı cezaevinde "yaşayan" çocuklardan geliyor.
Adlarını bilmediğimiz ya da adlarını bilmek istemediğimiz, yüzlerini görmediğimiz ya da görmek istemediğimiz çocuklar "huzurlu hayatımız"ı ellerine aldıkları "taş"larla huzursuz ettikleri için tıkıştırdığımız huzurlu yuvalarında/duvarların ardından "taciz, tecavüz, dayak, işkence" diye başlayan ve aynı sözcüklerle biten hikâyelerini dinlemeye çağırıyor bizleri.
Lakin her şeyi duymaya meraklı kulaklarımız duvarların ardından gelen seslere sağır kalmak istiyor. Tıpkı daha önce o çocuklar duvarların ardına gönderilirken gözün görmeye, dilin konuşmaya ihanet etmesi gibi kulak da duymaya ihanet etmek istiyor...
Oysa onlar bize görün ve duyun diyor. Sadece görün, diyor.
Çocuklar duvarların ardından bizlere "ağır gelen sözcükler"le sesleniyor bugünlerde yine. 

Ve hala her şeyi duymaya meraklı kulaklarımız o çocukların sözcüklerine sağırsa, sevgili Aslı Erdoğan'ın dediği gibi;
"İnsanlık gibi, vicdan gibi sözcüklere burun kıvıranlara... Günün birinde bu sözcükler gelip sizi de bulacak. Tek temennim, bulduklarında tanınmaz halde olmamanız..."
Kenan TEKEŞ 'in Bianetteki yazısından alıntıdır